MUSİKİ DÜNYAMIZIN PIRILTILI BİR SAYFASI KAPANDI...

ALÂEDDİN YAVAŞÇA

Ses sanatkârlığı, bestekârlığı ve hocalığı ile Türk musikisi dünyasında son dönemin en önde gelen üstadları arasında yer alan Alâeddin Yavaşça, geleneksel meşk zincirinin yetiştirdiği kıymetlerdendi. Dede Efendi’ye kadar ulaşan meşk silsilesi ile kadim bir geleneği günümüze bağlayan bir usta sıfatıyla özel bir yer edindiği kültür ve sanat dünyamıza, 23 Aralık 2021 günü veda etti.

Yavaşça, Radyo sınavını kazandığı günlerde.

İstanbul musikisinin son dönemindeki meşk meclislerinden yetişen önde gelen ses sanatkârı ve bestekâr. Kilis’in köklü ailelerinden Yavaşçazâdeler’e mensup Cemil Efendi ile Enver Hanım’ın beş çocuğunun en küçüğü olarak 1 Mart 1926’da Kilis’te dünyaya geldi. Çocukluğunda dinlediği taş plaklar, babasının Kur’an tilavetleri ve büyük kardeşlerinin çalıp söylediği şarkılar aracılığıyla Türk musikisiyle tanıştı. Ortaokul dönemlerinde biyoloji öğretmeni Zihni Çelikalp’le batı müziği kemanı çalıştı ve Halkevi’ndeki müzik çalışmalarına katıldı. Konya Lisesinde başladığı ve geçirdiği bir rahatsızlık sebebiyle bir yıl ara verdiği lise öğrenimine İstanbul Erkek Lisesinde devam etti. Edebiyat hocası olan Hakkı Süha Gezgin’in aracılığıyla İstanbul müzik çevrelerine girdi. Dönemin İstanbul’unda hâlâ devam etmekte olan en önemli meşk meclislerine dâhil oldu. 1945’ten itibaren yüksek öğrenimini yaptığı İstanbul Tıp Fakültesindeki öğrenciliği sırasında tanıştığı Dr. Subhi Ezgi, Sâdeddin Arel, Ekrem Karadeniz, Ord. Prof. Dr. Salih Murad Uzdilek, Artaki Candan, Mesud Cemil, Refik Fersan, Nuri Halil Poyraz, Subhi Ziya Özbekkan, Fehmi Tokay, Cevdet Çağla, Fikret Kutluğ, Süleyman Erguner, Dr. Selâhaddin Tanur, Sâdeddin Kaynak, Zeki Arif Ataergin ve Münir Nureddin Selçuk gibi dönemin musiki dünyasının en önde gelen üstadlarının birçoğundan meşk etti veya öğrencisi oldu.

Önce Ercümend Berker’in, daha sonra da Dr. Nevzad Atlığ’ın yönettiği Üniversite Korosu’nun çalışmalarına katılarak radyo sanatçılığına adım attı. 1950’de, İstanbul Radyosu’nda, jürisini Refik Fersan, Fahire Fersan, Kemal Niyazi Seyhun, Nuri Halil Poyraz ile Cevdet Çağla’nın oluşturdukları sınavla İstanbul Radyosu ses sanatçılığını kazandı.

1950’lerde meşhur dinleyicilerinden Başbakan Adnan Menderes ve TBMM başkanlarından Kâzım Özalp ile birlikte.

1950-51 döneminde Tıp Fakültesi’nden mezun oldu ve aynı yıl içerisinde Haseki Hastanesi Birinci Kadın Doğum Bölümü’nde Prof. Dr. Tevfik Remzi Kazancıgil’in yanında başladığı ihtisasını 1955’te bitirerek uzman hekim unvanını kazandı. Askerlik görevini yedeksubay olarak Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nde yaptı. Daha sonra Zeynep Kâmil Hastanesi’nde görev aldı.

1957’de muayenehane açarak serbest hekimliğe de başladı. 1958’de Beyoğlu İlkyardım Hastanesi Birinci Doğum Kliniği’nde başasistan; 1963’de Şişli Etfal Hastanesi’nde şef muavini oldu. İki yıl kadar Hemşirelik Okulu’nda hocalık yaptı. Vakıf Gureba Hastanesi Kadın Doğum Kliniği şefliğini, 1969-1976 arasında sürdürdü. Daha sonra Haseki Hastanesi’nde klinik şefliği yaptı. 1980’de özel muayenehanesini kapatarak, ABD’nin Baltimore şehrindeki Johns Hopkins Üniversitesi Hastanesi’nde İdarecilik ve Aile Planlaması kurslarına katıldı. 1 Ekim 1985’de üstlendiği Haseki Hastanesi başhekimliğinden 1990’da ayrılarak tıp hayatını noktaladı. Hekimlik dönemi boyunca çeşitli tıp dergilerinde ve bültenlerinde 50’den fazla bildiri ve tebliğ yayınladı.

Türk musikisinin en önde gelen icracılarından olan Yavaşça’nın mensup olduğu meşk zincirinin uzantıları, hocaları Kâzım Uz, Sâdeddin Kaynak, Zeki Ârif Ataergin ve Münir Nureddin Selçuk bağlantılarıyla Zekâi Dede’den itibaren Defe Efendi’ye ve Tanburi İsak’a kadar uzanmaktadır.

 Musikide öncelikli iştigal alanı olan ses sanatkârlığının hemen yanındaki bestekârlığıyla da son dönem Türk musikisinin ilk plandaki isimleri arasında yer aldı. Türk musikisinin hem klasik çerçevesinde, hem de popüler alanında verdiği eserlerle büyük bir başarı yakaladı. Bestekârlığa, 10 Ocak 1951’de güftesi de kendisine ait olan “Aşkın beni bak yıktı harâbeyledi ey mâh” Hicaz şarkısıyla adım attı. Dini, lâdini, sözlü ve enstrümantal olmak üzere, âyinden çocuk şarkısına; medhalden müstakil aranağmelere kadar hemen hemen bilinen bütün formlarda 600 civarında eser verdi. “Suznâk-ı Nev” adını verdiği bir makam terkip etti ve 20’den fazla eski eserin aranağmelerini yaptı. Birçok eserinin güfte yazarı da kendisidir.

Eşi Ayten Hanım ile evlerinde.

1967’de İstanbul Radyosu’nda “Beraber Şarkılar” programı ile başladığı ve “Klasik Türk Musikisi Erkekler Korosu”yla sürdürdüğü koro şefliği döneminde, icra tarihimize geçen önemli kayıtlar gerçekleştirdi. İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda başlayıp 1976’dan itibaren Türk Musikisi Devlet Konservatuvarında sürdürdüğü hocalık dönemlerinde ve İstanbul Radyosu’ndaki görev yıllarında, birçok Türk musikisi sanatçısının yetişmesine katkıda bulundu. Ayrıca evinde düzenlediği özel çalışmalarda, geleneksel meşk zincirinin son halkalarından biri olması dolayısıyla önemli ölçüde bir meşk faaliyeti sürdürdü. Musiki yazarı olarak da tanınan Yavaşça’nın çeşitli dergi, gazete ve ansiklopedilerde, tematik ve biyografik yazıların yanı sıra fikir yazıları yayınlandı. “Türk Musikisi’nde Kompozisyon ve Beste Biçimleri” adıyla bir kitap neşretti. Hakkında, Hasan Oral Şen tarafından yazılan geniş bir monografi, TRT tarafından yayınlandı. Sanat hayatının bütün safhalarını içeren, dört CD ve bir kitaptan oluşan geniş bir külliyat ise Mehmet Güntekin tarafından yayına hazırlanarak, Biofarma Şirketi ile Türk Kültürüne Hizmet Vakfı işbirliğiyle Kaf Müzik etiketiyle yayınlandı. Türk ses kayıt tarihine, sesiyle, 25 adet taşplaktan başlayarak 1 uzunçalar, 15 tane 45’lik plâk, 4 kaset ve 15 kadar CD ile katkıda bulundu.

Enfes bir kaligrafiyle yazdığı binlerce notadan biri.

İbnülemin Mahmud Kemâl İnal, Yahya Kemal Beyatlı, Ahmed Hamdi Tanpınar, Hakkı Süha Gezgin, Muhiddin Erev, Ord. Prof. Dr. Kâzım İsmail Gürkan, Ord. Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay, Ord. Prof. Dr. Tevfik Remzi Kazancıgil, Prof. Dr. Osman Şevki Uludağ, Hüseyin Sâdeddin Arel, Dr. Subhi Ezgi, Refik Fersan, Nuri Halil Poyraz, Ekrem Karadeniz ve Mesud Cemil gibi, bir dönemin en önemli entelektüellerinin ve musiki adamlarının oluşturduğu çevrelerde kazandığı sosyal, kültürel ve sanatsal tecrübeyi hayatına uygulayarak, emsallerinden farklı bir müzik adamı oldu.

Sanat hayatı boyunca yayımlanan en geniş çaplı icra külliyatı.

1990’da YÖK tarafından, Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Müzik-Ses Eğitimi Ana Sanat Dalı profesörlüğüne atandı ve Ses Eğitimi Bölümü başkanlığına getirildi. 1991’de Devlet Sanatçısı unvanını aldı. Gaziantep Üniversitesi tarafından Fahri Doktorluk payesine lâyık görüldü. Türkiye Yazarlar Birliği tarafından, 1993’te “Yılın Kültür Adamı” seçildi. Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü’ne ve TBMM Ödülü’ne de lâyık görüldü. Çeşitli dönemlerde TRT Denetleme ve Repertuvar Kurulu üyelikleri ve başkanlığının yanı sıra, Kültür Bakanlığı Türk Musikisi Kurulu, Milli Eğitim Bakanlığı Türk Musikisi Araştırma ve Değerlendirme Komisyonu, Devlet Plânlama Teşkilâtı 5. Beş Yıllık Türk Musikisi Eğitimi Komisyonu üyeliklerinde bulundu. Geniş bir nota arşivine sahip olan Alâeddin Yavaşça, Ayten Yavaşça ile evliydi. 95 yaşındaki vefatıyla Türk musikisinde pırıltılı bir sayfa kapanmış oldu.

Bir TV programında Reşat Uca, Ruhi Ayangil, Fikret Bertuğ, Mehmet Güntekin ve Hakan Hataylı ile birlikte.

Yazar: Mehmet Güntekin


crosschevron-down